MÜTEAHHİTTEN BAÄžIMSIZ BÖLÜM SATIN ALAN KİŞİNİN KARÅžILAÅžABİLECEĞİ TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI
​
I. TAPUDA SATIÅž BEDELİNİN DÜÅžÜK GÖSTERİLMESİ NEDENİYLE AÇILAN TASARRUFUN İPTALİ DAVASI
Arsa payı karşılığı inÅŸaat sözleÅŸmesi kapsamında üretilen bir bağımsız bölümü müteahhitten tapuda satın alan alıcı, eÄŸer satın alma bedeli tapuda GERÇEK DEÄžERİNİN YARISININ ALTINDA GÖSTERİLMİŞSE, ileride tasarrufun iptali davasıyla karşılaÅŸabilir. Bu noktada alıcının satın aldığı dairenin kat mülkiyetli veya kat irtifaklı olması arasında bir fark bulunmamaktadır.
Çalışmanın konusu, arsa payı karşılığı inÅŸaat sözleÅŸmesi olduÄŸundan konu, “müteahhit” ve ondan bağımsız bölüm alan “alıcı” açısından ele alınarak incelenmiÅŸse de açıklanan hususlar tüm taşınmaz satışları (devirleri) için de geçerlidir.
Tasarrufun iptali davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ila 283’üncü maddeleri arasında düzenlenmiÅŸtir. Kanunda geçen “borçlu” ifadesi burada “satıcı (müteahhit)” olarak, “üçüncü kiÅŸi” ifadesi ise burada “alıcı” olarak anılmıştır.
Yapılan icra takibinde haczedilecek yeterli malı bulunmayan müteahhidin alacaklıları, İcra ve İflas Kanunu m.278/2[1] gereÄŸince tasarrufun iptali davası açarak alıcının elindeki bağımsız bölümü haczedebilirler.
​ ​
İcra ve İflas Kanunu m.278 gereÄŸince açılacak davada aÅŸağıdaki ÅŸartların varlığı aranmaktadır:​​
​
-
Müteahhit, dava konusu bağımsız bölümü alıcıya satmadan (tapuda devretmeden) önceki bir tarihte (baÅŸka kiÅŸilere) borçlanmış olmalıdır. (Örn. müteahhittin inÅŸaat malzemesi alması ve çek keÅŸide etmesi vb.)​
-
Borcunu ödeyemeyen satıcı (müteahhit) aleyhine icra takibi baÅŸlatılmış ve borç ödemeden aciz belgesi alınmış veya iflas kararı verilmiÅŸ olmalıdır. Haciz aÅŸamasında borçlunun borca yetecek malının olmadığının haciz tutanağına yazılması da borç ödemeden aciz belgesi yerine geçmektedir.​
-
Söz konusu bağımsız bölümün satışından (devrinden) itibaren 2 yıl ve daha fazla süre geçmemiÅŸ olmalıdır. Devirden itibaren 2 yıldan fazla zaman geçmiÅŸse (Örn. müteahhit aleyhine devirden 3 yıl sonra icra takibi yapılmış ve sonrasında borç ödemeden aciz belgesi alınmışsa) İİK m. 278’e göre dava açılamaz ancak aÅŸağıdaki baÅŸlık altında yer verilen ÅŸartlar mevcutsa İİK m.280 gereÄŸince dava açılabilir.​
-
Yargıtay, satış bedelinin piyasa rayicinin yarısı ve altında gösterilmesi halinde bedelin düÅŸük olduÄŸunu kabul etmektedir. EÄŸer satış bedeli, piyasa rayicinin yarısının üzerindeyse (örn. piyasa rayici 10 Milyon TL, satış bedeli 7 Milyon TL) düÅŸük bedel iddiasını kabul etmemektedir.​
-
Piyasa rayici tespit edilirken belediye tarafından belirlenen rayiç deÄŸil bağımsız bölümün gerçek piyasa deÄŸeri dikkate alınır. Bu deÄŸer dava sırasında bilirkiÅŸi tarafından hesaplanır.​
-
Tapuda gösterilen bedel elden verilmiÅŸ olsa bile ödenmiÅŸ kabul edilir. Zira tapudaki ödemelerin banka aracılığıyla yapılması zorunlu deÄŸildir. EÄŸer alıcı (veya müteahhit) tapuda gösterilen bedelin üzerinde kalan paranın da müteahhide ödendiÄŸini ispatlarsa İİK m.278’e göre açılan dava reddedilir.​
-
Ancak bu ispat, sonradan düzenlenmesi mümkün bir belge ile yapılamaz. ÖrneÄŸin alıcı, kalan parayı müteahhidin banka hesabına havale yapmışsa veya bankaya ibraz edilen bir çek vermiÅŸse ödeme ispat edilmiÅŸ sayılır. Ancak müteahhidin kalan parayı aldığını ispat için müteahhit ile alıcı arasında düzenlenen adi yazılı belge sonradan da düzenlenebileceÄŸi için ispat aracı olarak kabul edilemez.
ÖRNEK OLAY
Müteahhit 01/01/2022 tarihinde bir bankadan, 5 Milyon TL tutarında kredi kullanmıştır. (Kredinin müteahhidin ÅŸahsi iÅŸleri veya inÅŸaat için kullanılmasının bir önemi bulunmaktadır.) Müteahhit 07/07/2023 tarihinde, kendisi tarafından inÅŸa edilen UZAY PARK RESIDENCE sitesinde kendisine düÅŸen ve kat mülkiyeti olan bir daireyi tapuda belediye rayici olan 2 Milyon TL göstererek Işın KILICI’ya satmıştır. Taşınmazın gerçek rayiç bedeli ise 7 Milyon TL’dir.
​
Alacaklı banka, kredi borcunu ödemediÄŸi için müteahhit aleyhinde icra takibi yapmış ve 14/10/2024 tarihinde yapılan hacizde müteahhidin haczi kabil malı olmadığı için müteahhit hakkında borç ödemeden aciz belgesi düzenlenmiÅŸtir.
​
Bu durumda Banka, 06/07/2025 tarihine kadar (satıştan itibaren 2 yıl içinde) alıcıya karşı tasarrufun iptali davası açabilir. Mahkeme bu davayı kabul ederse (çok büyük ihtimalle kabul eder), alacaklı Bankaya, alıcının elindeki taşınmaz üzerine alacak tutarı kadar haciz koyma hakkı tanır. Banka bu haciz üzerine taşınmazı icradan sattırarak alacağını alır. Satış bedelinden artan olursa bu, alıcıya verilir.
​
II. ALACAKLILARA ZARAR VERME KASTININ VARLIÄžI VARSAYIMINA DAYANILARAK AÇILAN TASARRUFUN İPTALİ DAVASI
Bağımsız bölüm satın almış olan alıcı açısından risk oluÅŸturan diÄŸer bir durum ise, alacaklıların İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 280’e[2] göre açılabilecekleri tasarrufun iptali davasıdır. Yukarıda bahsedilen ve İİK m.278’e göre açılacak davadan farklı olarak bu davada, satış bedelinin düÅŸük gösterilmiÅŸ olması gibi bir ÅŸart bulunmayıp temel olarak yapılan devir iÅŸleminin alacaklıları zarara uÄŸratma kastıyla yapılıp yapılmadığı araÅŸtırılmaktadır.
​
Bu davada aşağıdaki şartların varlığı aranmaktadır:
-
Davanın, tapuda devir (satış) iÅŸleminden itibaren en geç 5 yıl içinde açılması gerekmektedir. (m.280/1)
-
Bağımsız bölümü satın alan kiÅŸinin, satıcının (müteahhidin) borçlu olduÄŸunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekmektedir. (m.280/1) Bunu bilen veya bilmesi gereken alıcının kötü niyetli olduÄŸu varsayılmaktadır.
-
Yargıtay, “alıcının bilmesi gerektiÄŸi” yönündeki varsayımı oldukça geniÅŸ yorumlamaktadır. Satıcıyla (müteahhitle) aynı köyden olma, aynı iÅŸi yapma, aynı sokakta oturma, daha önce birlikte iÅŸ yapmış olma vb. durumların varlığı halinde alıcının, müteahhidin borçlu olduÄŸunu bildiÄŸi kabul edilmektedir.
-
İİK m. 280/3 gereÄŸince bağımsız bölümü satın alan alıcının, satıcının (müteahhidin) karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı olması durumunda baÅŸka hiçbir koÅŸul aranmaksızın alıcının müteahhidin borca batık olduÄŸunu bildiÄŸi kabul edilir ve tasarruf iptal edilir.
III. TASARRUFUN İPTALİ DAVASINDA YARGILAMA USULÜNE İLİŞKİN KONULAR
​
(Kanunda (İİK) geçen “borçlu” ifadesi, sözleÅŸmenin tarafı olmaları nedeniyle bu metinde “satıcı (müteahhit)” olarak, “üçüncü kiÅŸi” ifadesi ise bu metinde “alıcı” olarak anılmıştır. )
​
-
Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
-
Yetkili mahkeme konusunda İİK’da bir düzenleme yoktur. Bu nedenle HMK m.7’de yer alan yetki kuralları uygulanır. Buna göre dava, davalılar olan satıcının (müteahhidin) veya alıcının ikametgâhı mahkemesinde açılır.
-
Davada satıcı (müteahhit) ve alıcı birlikte davalı olarak gösterilir. Aralarında zorunlu dava arkadaÅŸlığı vardır. (m.282/1)
-
Alıcı (üçüncü kiÅŸi), bağımsız bölümü dördüncü kiÅŸiye satmışsa, alıcıya yönelik dava tazminat davasına dönüÅŸür, dördüncü kiÅŸiye karşı dava açmak için ise onun kötü niyetli olduÄŸunu ispatlamak gerekir.(m.283/2)
-
Dava basit yargılama usulüne tabidir. (m.280/1)
-
İcra takibinin kesinleÅŸmiÅŸ olması gerekir. Dava açıldığından icra takibi kesinleÅŸmemiÅŸse mahkeme takibi kesinleÅŸtirmesi için davacıya süre verir.
-
Dava açarken aciz vesikası sunulması gerekir ancak bu vesika dava süresince de sunulabilir.
-
Davada tanık dinlenebilir.
-
Dava dilekçesiyle ihtiyati haciz istenebilir. Ancak dava kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açıldığında yalnızca dava dilekçesinde gösterilen deÄŸerle sınırlı olarak ihtiyati haciz konulur. (m.281/2)
-
İhtiyati haciz için mahkeme teminat alıp almamakta özgürdür. Ancak dava, alıcının bağımsız bölümü elinden çıkarması üzerine tazminat davasına dönüÅŸtürülmüÅŸse ihtiyati haciz için teminat gösterilmesi zorunludur. (m.281/2)
-
Davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediÄŸi takdirde, dava reddolunur. (m.282)
-
Dava sonucunda tapu devri iÅŸleminin iptaline karar verilmez bunun yerine alacaklıya dava konusu (tapusu alıcı üzerinde olan) bağımsız bölüm üzerine haciz koyma ve cebri icra yoluyla satma yetkisi verilir. (m.283)
-
Dava sonucunda tasarrufu iptal edilen alıcı, bağımsız bölümün bedelini (veya bağımsız bölüm elinden çıkmasın diye alacaklıya ödediÄŸi miktarı) satıcıdan (müteahhitten) isteyebilir.
IV. BAÄžIMSIZ BÖLÜM SATIN ALAN KİŞİNİN TASARRUFUN İPTALİ DAVASIYLA KARÅžILAÅžMAMAK İÇİN ALABİLECEĞİ TEDBİRLER​
Yargıtay, tapuda gerçek deÄŸerinin yarısından az gösterilen bağımsız bölümün satışına iliÅŸkin tasarrufları iptal etmektedir. Bu nedenle, tapuda devir iÅŸleminde taşınmazın gerçek deÄŸeri gösterilmelidir. (İİK m.278)
​
Tapuda gerçek deÄŸer gösterilmiÅŸ olsa bile, satıcının, alıcının 3. dereceye kadar kan veya sıhri hısmı olması (kendisinin veya eÅŸinin annesi, babası, kardeÅŸleri ve kardeÅŸlerin çocukları, dayısı, amcası, halası, teyzesi olması) halinde, satıcının satış tarihinden önce yaptığı bir borçlandırıcı iÅŸlem nedeniyle ödemede acze düÅŸmesi halinde satış tarihinden itibaren 5 yıl içinde tasarrufun iptali davası açılabileceÄŸi ve satın alınan taşınmazın elden çıkabileceÄŸi hatırda tutulmalıdır. Bu nedenle 3. dereceye kadar akraba olunan satıcının borç iliÅŸkisinden ÅŸüphe duyuluyorsa ondan taşınmaz satın almamakta yarar vardır. (İİK m.280/2)
​
Satıcı ile akraba olunmasa dahi onun ekonomik durumunu bildiÄŸi varsayılabilecek olan kiÅŸilere de (alacaklılara zarar verme katıyla hareket ettikleri gerekçesiyle) yukarıda bahsedilen ÅŸartlarda dava açılması ihtimali vardır. Yargıtay “borçlunun durumunu bildiÄŸi varsayılan kiÅŸileri” çok geniÅŸ yorumlamakta, borçluyla aynı iÅŸi yapan, aynı parselde paydaÅŸ olan, aynı yerde askerlik yapmış olan vb. kiÅŸilerin borçlunun ekonomik durumunu bildiÄŸini kabul etmektedir. Bu nedenle, bu varsayım kapsamında kalma ihtimali olan kiÅŸilerin satın alma iÅŸleminden önce satıcının (borçlunun) borç iliÅŸkisini araÅŸtırmasında yarar vardır. (İİK m.280/1)
​
Av. Tahsin TAŞKIN​​​
​
​
​
[1] (İİK) İvazsız tasarrufların butlanı:
Madde 278 – Mütat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiÅŸ olduÄŸu tarihe kadar geriye doÄŸru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır.
Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez.
Aşağıdaki tasarruflar bağışlama gibidir.
[2] (İİK) Zarar verme kastından dolayı iptal
Madde 280 – Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm iÅŸlemler, borçlunun içinde bulunduÄŸu malî durumun ve zarar verme kastının, iÅŸlemin diÄŸer tarafınca bilindiÄŸi veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduÄŸu hâllerde iptal edilebilir. Åžu kadar ki, iÅŸlemin gerçekleÅŸtiÄŸi tarihten itibaren beÅŸ yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuÅŸ olmalıdır.
Üçüncü ÅŸahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiÄŸi farz olunur. Bunun hilafını üçüncü ÅŸahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebilir.
Ticari iÅŸletmenin veya iÅŸyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber iÅŸyerini sonradan iÅŸgal eden ÅŸahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiÄŸi ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiÄŸi kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiÄŸini veya ticari iÅŸletmenin bulunduÄŸu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek ÅŸekilde münasip vasıtalarla ilan olunduÄŸunu ispatla çürütülebilir.
